Prof. Dr. Mutlu DemirayMedikal Onkoloji Uzmanı

Kemoterapi

Kemoterapi, hücreleri öldürmek üzere oluşturulan kimyasal bileşiklerdir. Burada hedef sadece kanser hücreleri değildir; yani hastaya uyguladığınızda hem normal hücreler hem de kanser hücreleri ölmektedir.

Temel olarak hücrelerin DNA'sını hedef alanlar, çoğalma mekanizmalarını hedef alanlar, bölünme mekanizmalarını hedef alan ilaçlar bulunmaktadır. İlk 1956 yılında geliştirilerek kullanıma girmiştir ancak son 10 yıldır neredeyse hiç kemoterapi ajanı geliştirilmemiş ve kullanıma sunulmamıştır.

Son yıllara dek kanser tedavisinin temel taşını oluşturmuştur. Özellikle 1980'li ve 1990'lı yıllar en çok kemoterapi ajanının geliştirildiği ve kullanıma girdiği yıllar olmuştur. Kemoterapi ile bazı kanser türlerinde çok önemli başarılar kazanılsa da (Testis tümörleri, kan kanserleri gibi) birçok kanser türünde etkinliği yetersiz kalmaktaydı. Hatta birçok kanser türünde neredeyse etkisizdi (böbrek tümörleri, bazı yumuşak doku sarkomları gibi).

Daha büyük sorun ise kemoterapinin etkinliğinden çok yan etkileriydi. Çünkü kanser biyolojisindeki bilgilerimiz arttıkça kanserlerin aynı olmadığı, organa özgü tanımlama yapılamayacağı ortadaydı. Ancak kemoterapiler organa özgü dizayn edilmişti. Meme kanseri, yumurtalık kanseri gibi organa özgü tanımlamalar yapılarak herkese aynı kemoterapi uygulanmaktaydı. Yani tıbbi onkoloji hekimi tedaviye başlamadan hastada tedavinin ne kadar etkili olabileceği konusunda kaba bir bilgiye sahipti. Etkinliği konusunda yeterli bilgi olmamasına rağmen kemoterapinin ciddi yan etkilerini hastalarımız yaşamaktaydı.

Kemoterapi ile kanserde alınabilecek yol alınmıştı ve yeni tedavilere, daha biyolojik bazlı tedavilere ihtiyaç vardı. Özellikle 2000 yılından itibaren hem teknolojinin hem de kanser biyolojisindeki ilerlemelerle kemoterapinin yerini hızla akıllı moleküller ve hedefe yönelik tedaviler almaktaydı. Sanırım gelişmiş ülkelerde 5 yıl içinde, daha az gelişmiş ülkelerde ise 10 yıl içinde kemoterapi ilaçlarının kullanımı oldukça kısıtlı bir seviyeye gelecektir.

Medicana kişiselleştirilmiş kanser tedavi merkezinde özellikle evre 3 ve 4 hastalarda neredeyse kapsamlı genomik haritalama yapılmadan tedavi planı yapılmamaktadır. Bu nedenle de kemoterapi uygulama oranları %10-20 düzeyini geçmemektedir.

Her insan, her hasta farklıdır; her hastanın kanseri de farklıdır. Kanser organa özgü adreslenerek kemoterapi ile tedavi edildiğinde yarar gören hastalar olduğu gibi hiç yarar görmeyenler, hatta zarar görenler de olacaktır. Bu nedenle tedaviler kişiselleştirilmelidir.

Akıllı kemoterapi?

Esasında kemoterapi kemoterapidir; ancak bunu akıllıca kullanırsanız, hastaya ait veriler üzerine dizayn ederseniz, o zaman akıllı kemoterapiden bahsedilebilir. Yani kapsamlı genomik profilleme yaparak hastanın kemoterapisinin de düzenlenmesi gerekmektedir.

Hastaya ağızdan verilen kemoterapi akıllı değildir; hastaya ait veri işlenmeden akıllı bir tedavi uygulanamaz, çünkü her hasta, her tümör farklıdır.

Kliniğimizde kapsamlı genomik profilleme çalışması yapıldıktan sonra tümörün değişen biyolojisi masaya yatırılmakta ve kemoterapi uygulanacaksa da hastaya özgü dizayn edilmektedir.

Özellikle kemoterapi uygulamalarında tedaviye yüksek doz vitamin C ve hipertermi eklenmesi etkinlikte artışa neden olabilmekle beraber yan etkilerde de belirgin azalmaya neden olabilmektedir.

Bazı kemoterapi ilaçlarını akıllı moleküllerle, immünoterapi ile kombine şekilde daha etkin, daha başarılı tedavi olanakları sunmak mümkündür. Ancak bunları yapabilmeniz için hastanın tümör biyolojisi hakkında bilgi sahibi olmanız gerekmektedir.

Kliniğimizde organa özgü, herkese aynı kemoterapi uygulanmamaktadır. Her tedavide olduğu gibi kemoterapi de kişiye özel dizayn edilmektedir.