+90 850 460 63 34+90 532 445 81 40info@mutludemiray.com

"Soğuk Tümör" Adenoid Kistik Karsinomda Kişiselleştirilmiş İmmünoterapi ile Tam Yanıt

Yayın Tarihi: 29.09.2024Yayını PubMed'de görüntüle

Klasik immünoterapi belirteçleri negatif olmasına rağmen, tümörün genetik haritasında saptanan çerçeve kayması ve splice bölgesi mutasyonlarına dayanılarak uygulanan ikili immünoterapi, radyoterapi ve kemoterapiye dirençli metastatik adenoid kistik karsinomlu hastamızda tam radyolojik yanıt sağladı.

29 Eylül 2024 — Ekibimizin, nadir görülen bir kanser türü olan adenoid kistik karsinom (ACC) tedavisindeki yaklaşımını anlatan vaka sunumumuz, "Current Oncology" dergisinde yayımlandı.


Çalışmanın Önemi

Adenoid kistik karsinom (ACC ya da AdCC) nadir görülen bir baş ve boyun kanseri türüdür. Özellikle hastalık yayıldığında (metastaz yaptığında) veya tekrarladığında, standart kemoterapi veya radyoterapi yöntemleri genellikle yetersiz kalmaktadır.

Son yıllarda kanser tedavisinde öne çıkan immünoterapi (bağışıklık sistemini kansere karşı harekete geçiren ilaçlar), ne yazık ki ACC hastalarında genellikle işe yaramamaktadır. Bunun nedeni, ACC tümörlerinin genellikle "soğuk tümör" olarak adlandırılan, bağışıklık hücrelerinin tümör içine giremediği ve standart immünoterapi belirteçlerini (yüksek tümör mutasyon yükü veya PD-L1 pozitifliği gibi) taşımayan bir yapıda olmasıdır.

Bu çalışmamız, standart belirteçleri negatif olmasına rağmen, hastanın tümörünün genetik haritasının derinlemesine incelenmesi ve kişiselleştirilmiş bir immünoterapi kombinasyonu kullanılmasıyla, bu zorlu kanser türünde tam yanıt (tümörün tamamen kaybolması) elde edilebileceğini gösteren literatürdeki nadir ve öncü raporlardan biridir.


Çalışma Özeti

Makalemizde, 2012 yılında gözyaşı bezi (lakrimal bez) ACC'si tanısı alan ve yıllar içinde hastalığı tekrarlayarak akciğerlerine yayılan 39 yaşındaki bir kadın hastamızın tedavi süreci ele alınmıştır. Hastamız daha önce birçok kez ameliyat, radyoterapi ve kemoterapi almış; ancak hastalık progrese olmuştur.

Ekibimiz, hastanın tümörünün genetik haritasını (kapsamlı genomik profilleme, CGP) çıkarmıştır. Standart testlerde tümör, immünoterapiye yanıt vermeyecek gibi görünmesine rağmen (düşük tümör mutasyon yükü, mikrosatellit stabil ve PD-L1 negatif) verileri daha derinlemesine incelediğimizde, tümörde bağışıklık sistemini uyarabilecek özel tipte mutasyonlar olduğunu fark ettik: NOTCH1 ve KDM6A genlerinde çerçeve kayması (frameshift), CTCF geninde ise splice bölgesi mutasyonu.

Hastamızın tedavisinde iki farklı immünoterapi ilacını (nivolumab ve ipilimumab) birlikte kullandık. Amacımız, tümörün etrafındaki "soğuk" duvarı yıkıp, bağışıklık hücrelerinin içeri girmesini sağlamaktı. Ayrıca bu tedaviyi, bağışıklık sistemini desteklemek amacıyla yüksek doz damar içi C vitamini ve özel bir zerdeçal özütü (kurkumin) ile destekledik.

Sonuç olarak, hastamızın akciğerlerindeki ve kemiklerindeki lezyonlar tamamen kayboldu (tam radyolojik yanıt). Bu yanıt, hastamız hayatını COVID-19 kaynaklı kaybedene kadar uzun süre (yaklaşık 17 ay) devam etmiştir.


Çıkarımlar

  • Standart belirteçler her zaman yeterli değildir: Tümörün genetik yapısındaki ince detaylar (mutasyonların tipi ve kalitesi), o tümörün immünoterapiye yanıt verip vermeyeceğini, yani tedavinin başarısını belirleyebilir.
  • Kişiye özel kombinasyonlar hayat kurtarabilir: Hastanın kendi tümörünün genetik şifresine göre özel olarak tasarlanmış kombinasyon tedavileri, en umutsuz görünen vakalarda bile etkili olabilir.
  • "Soğuk" tümörler hedefe dönüştürülebilir: ACC gibi bağışıklık sistemine kapalı olan tümörler, doğru ilaç kombinasyonları (ikili immünoterapi) ve destekleyici tedavilerle bağışıklık sisteminin hedefine dönüştürülebilir.

Yayın Linki: https://www.mdpi.com/1718-7729/31/10/434


Yayından Görseller