+90 850 460 63 34+90 532 445 81 40info@mutludemiray.com

FLT3 ve MRD: Metastatik Kolon Kanserinde Tedavinin Yönünü Değiştiren Moleküler İpuçları

Yayın Tarihi: 01.07.2024Yayını PubMed'de görüntüle

Yoğun kemoterapi, radyoterapi almış ve opere edilmiş, karaciğer metastazı olan bir kolon kanseri hastasında MRD takibiyle tedaviye yanıtın yetersizliği erken fark edildi. Kolon kanserinde nadir karşılaşılan FLT3 kopya sayısı artışı bir direnç unsuru olarak belirlenip hedeflendi ve hastanın tümörü tamamen kayboldu.

1 Temmuz 2024 — Prof. Dr. Mutlu Demiray ve ekibi tarafından hazırlanarak yayımlanan bu vaka raporu, Frontiers in Oncology dergisinde yayımlandı.


Daha önce yoğun kemoterapi, radyoterapi almış ve opere edilmiş karaciğer metastazı olan bir kolon kanseri hastasında kapsamlı genomik profilleme yapılmıştır. İlk aşamada immünoterapinin etkili olma potansiyelini gösteren bir profil tespit edilmesine rağmen, bu tedaviye istenilen yanıt alınamamıştır.

Tedavi sürecinin izlenmesi için minimal rezidüel hastalık (MRD) takibi yapılmış ve tedaviye yanıtın yetersiz olduğu erken dönemde fark edilmiştir. Yapılan incelemede hastada yüksek kopya sayısı artışı saptanan FLT3, daha çok kan hastalıklarında bilinen ve kolon kanserinde nadir karşılaşılan bir bulgu olduğu için başlangıçta tedavinin ana hedeflerinden biri olarak düşünülmediği ancak bir direnç unsuru olabileceği belirlenmiştir. Bu nedenle tedavi planlamasında değişiklikler yapılmış, tümör biyolojisinin detaylı analizi sonucunda hastalığın direnç mekanizmaları belirlenmiş ve bu mekanizmaları hedefleyen bir kombinasyon tedavisine geçilmiştir.

Bu kombinasyon tedavisi son derece başarılı olmuş, yapılan moleküler ve radyolojik değerlendirmelerde hastanın tümörünün tamamen kaybolduğu tespit edilmiştir.

Bu yayın, kapsamlı genomik profillemenin yoğun tedavi almış hastalar için de etkili sonuçlar ortaya koyabileceğini, MRD takibinin sağladığı avantajları ve geleneksel belirteçlere rağmen tedavi direnci saptanan hastalar için direnç mekanizmalarının hedeflenmesinin etkinliğini göstermesi açısından oldukça önemlidir.


Bu Vaka Neden Önemli?

Bu çalışmanın temel mesajı, precision oncology yaklaşımının tek seferlik bir genomik değerlendirmeden ziyade dinamik bir süreç olmasıdır. Genomik profil tedavi için biyolojik bir hipotez oluştururken, seri ctDNA/MRD ölçümleri bu hipotezin klinik süreç içindeki karşılığının izlenmesine yardımcı olabilir. Bu vakada tedavi altında ortaya çıkan moleküler ve radyolojik progresyon, başlangıçtaki genomik verinin yeniden değerlendirilmesine ve daha önce önceliklendirilmemiş bir moleküler bulgunun tedavi kararına dahil edilmesine olanak sağlamıştır.

Yayın Linki: https://www.frontiersin.org/journals/oncology/articles/10.3389/fonc.2024.1405170/full


Yayından Görseller