+90 850 460 63 34+90 532 445 81 40info@mutludemiray.com

Kanser Tedavisinde Yeni Dönem: Geleneksel Klinik Çalışma Tasarımlarından N-of-One (Kişiye Özel) Stratejilere

İçerik Tarihi: 18.09.2026Dr. Ebru Gül Karakoç

Kanser tedavisinde her tümör, hastalığın evresinden bağımsız olarak kendine has bir genomik benzersizliğe sahiptir. Bu benzersizlik, birbirinden tamamen farklı genetik altyapılara sahip hastaları aynı kefeye koyup kıyaslayan geleneksel klinik çalışmaların sonuçlarını yorumlamayı oldukça zorlaştırır. Cancer Research Communications dergisinde yayımlanan SHIVA02 çalışması, bu zorluğu aşmak için onkolojideki bilimsel çalışmalarda yeni bir değerlendirme yaklaşımını gündeme getirdi ve her hastanın tedavi başarısını başka hastalarla değil, yine kendi önceki tedavi sonucuyla kıyasladı (intra-hasta kontrolü). Bu yazıda N-of-One (her hastanın tek ve eşsiz bir çalışma grubu olarak kabul edildiği) yaklaşımının ne anlama geldiğini, PFS Oranı ölçütünü, SHIVA02'nin sağkalım verilerini ve genomik testin zamanlamasının neden tedavinin kendisi kadar kritik olduğunu anlatıyoruz.


1. N-of-One Yaklaşımı ve Geleneksel Klinik Çalışmaların Yetersizliği

Metastatik kanserler son derece karmaşık bir yapıya sahiptir ve adeta "kötü huylu kar taneleri" (malignant snowflakes) gibi her bir hastada diğerinden tamamen farklıdır. Bu durum, organ odaklı veya yalnızca tek bir mutasyona odaklanan geleneksel klinik çalışmaların yetersiz kalmasına neden olmaktadır.

  • Yatay heterojenite: Kanserler aynı organ kökenli olsalar dahi birbirinden farklı genetik sürücülere sahip olabilir; "akciğer kanseri" tek bir hastalık değildir.
  • Dikey heterojenite: Tümör zaman içinde, üstelik uygulanan tedavilerin de baskısıyla yeni genetik değişimler geçirerek evrimleşir; bugün geçerli olan hedef, yarın yerini bir direnç mekanizmasına bırakabilir.
  • Trends in Cancer dergisinde yayımlanan güncel bir makaleye göre bu yüksek karmaşıklık düzeyi, onkolojide hastaların N-of-One stratejileriyle ve kişiselleştirilmiş ilaç kombinasyonlarıyla tedavi edilmesini zorunlu kılmaktadır.
  • Bu yeni dönemde, SHIVA02 gibi hastanın kendi tedavi geçmişini referans alan yenilikçi tasarımların yanı sıra Gerçek Dünya Verileri (RWD) ve devasa kayıtları barındıran Master Gözlemsel Çalışmalar (MOT) da tedavilerin değerlendirilmesinde kritik bir rol oynamaktadır.

2. Hastanın Kendi Tedavi Geçmişini Referans Alması: PFS Oranı

N-of-One mantığına uygun bir felsefeyle tasarlanan SHIVA02, doku agnostik (tümörün yerleşim yerinden bağımsız) bir sepet (basket) çalışması olarak, standart tedavilere yanıt vermeyen hastaların Kapsamlı Genomik Profilleme (CGP) ile incelenmesini temel almıştır.

  • Çalışmada hastalar öncelikle standart bir tedavi almış (1. Aşama) ve bu süreçteki progresyonsuz sağkalım, yani hastalığın ilerlemeden geçtiği süre, PFS1 olarak ölçülmüştür.
  • Hastalık ilerleme gösterdiğinde Moleküler Biyoloji Kurulunun (MBB) onayladığı, genetik hedefe yönelik akıllı ilaçlara geçilmiş (2. Aşama) ve buradaki hastalık kontrol süresi PFS2 olarak hesaplanmıştır.
  • Tedavinin başarısı, hedefe yönelik tedavinin sağladığı sürenin standart tedavinin sağladığı süreye bölünmesiyle elde edilen PFS Oranı (PFS2 / PFS1) üzerinden değerlendirilmiştir.
  • Oranın 1'in belirgin şekilde üzerine çıkması, hastanın kendi geçmişine kıyasla gerçek bir kazanım elde ettiği anlamına gelir. Böylece kıyaslama, genetik olarak bambaşka bir hasta grubuyla değil, hastanın kendisiyle yapılmış olur.
PFS Oranı: hedefe yönelik tedavinin sağladığı süre, hastanın kendi standart tedavi süresine bölünür.

3. Çalışmanın Çarpıcı Sonuçları ve Sağkalım Avantajı

Farklı kanser türlerinden 263 hastanın dahil edildiği ve 192 hastanın moleküler profilinin başarıyla çıkarıldığı bu çalışmada elde edilen veriler, moleküler yaklaşımın gücünü ortaya koymuştur.

  • İkinci aşamaya geçip hedefe yönelik tedavi alabilen hastaların %32'sinde PFS oranı 1,3'ün üzerinde, %24'ünde ise 1,5'in üzerinde gerçekleşerek klinik açıdan anlamlı bir fayda sağlanmıştır.
  • Moleküler profile dayalı hedefe yönelik tedavi aşamasına geçebilen hasta grubunda ortanca genel sağkalım süresi 11,1 ay olmuştur.
  • Hastalık ilerlemesi veya klinik durumun kötüleşmesi nedeniyle bu aşamaya geçemeyen hastalarda ise ortanca genel sağkalım 6,3 ayda kalmıştır.
SHIVA02 çalışmasında ortanca genel sağkalım ve PFS oranı verileri.

4. Klinik Pratiğimiz İçin En Önemli Ders: Doğru Zamanda En Uygun Tedavi

SHIVA02 çalışmasının onkoloji dünyasına verdiği en kritik mesajlardan biri, genetik testlerin zamanlaması ile ilgilidir.

Çalışmada, genetik testi başarıyla yapılan hastaların önemli bir kısmı (yaklaşık %50'si), ilk aşamadaki standart tedavi sürecinde klinik durumlarının (ECOG performans statüleri) kötüleşmesi nedeniyle ikinci aşamadaki hedefe yönelik tedavileri alma fırsatını kaybetmiştir.

Bu veri, genomik profillemenin yalnızca tüm standart tedavi seçenekleri tükendiğinde yapılmasının hastalar için büyük bir dezavantaj yarattığını net bir şekilde göstermektedir.

Doğru hedef elinizde olsa bile, hastanın performans durumu o tedaviyi kaldıramayacak hale geldiğinde elde edilen bilgi pratikte kullanılamaz hale gelir.

Kliniğimizde benimsediğimiz temel felsefe, hasta için en uygun tedavi neyse onu ilk andan itibaren vermektir. Tüm Ekzom (WES) ve Tüm Transkriptom (WTS) dizileme gibi kapsamlı panellerle elde ettiğimiz veriler doğrultusunda, bilimsel kanıtların ve kılavuz bilgilerinin ışığında, hastalarımıza doğrudan hedefe yönelik akıllı ilaçlarla tedaviye başlayabiliyoruz.

Tedavi sürecinde bir ilerleme (progresyon) veya direnç gelişmesi durumunda ise mevcut tedavilere ya da aylar önce yapılmış eski testlere takılıp kalmak yerine; yeni bir CGP veya kandan likit biyopsi yaparak tümörün zaman içinde geliştirdiği yeni direnç genlerini (dikey heterojenite) tespit ediyor ve tedaviyi bu güncel genomik veriye göre yeniden şekillendiriyoruz.


5. Moleküler Tümör Konseyinin (MTB) Karar Alma Gücü

Hem SHIVA02 çalışmasında hem de modern N-of-One stratejilerinde, tedavi kararlarının onkoloji uzmanları, patologlar ve genetikçilerden oluşan multidisipliner bir konsey tarafından verilmesi, başarıdaki en kilit unsurdur.

Klinik pratiğimizde, 6 uzman kanser genetikçisi ve tecrübeli onkoloji hekimlerinden oluşan Moleküler Tümör Konseyimiz (MTB) bu süreci yönetmektedir. Kanser hücrelerinin karmaşık kaçış yollarını ve direnç mekanizmalarını aşmak için genellikle tek bir genetik yolağı hedefleyen monoterapiler yetersiz kalmaktadır. Bu nedenle konseyimiz; elde edilen genomik ve transkriptomik verileri derinlemesine inceleyerek, tümörün birden fazla zayıf noktasını aynı anda vuran, hücresel direnci kırmaya yönelik rasyonel kombinasyon tedavilerini dizayn etmektedir.

Amacımız; bilimin sunduğu en güncel genetik verilerle her hastamızın kendine özgü biyolojisine uygun, en güvenli ve etkili çözümleri üretmektir.

Kapsamlı genomik profilleme ve kişiye özel tedavi planlaması hakkında bilgi almak için kliniğimizle iletişime geçebilirsiniz.


Kaynaklar ve İleri Okuma

  • SHIVA02 Çalışması: du Rusquec, P., Dupain, C., Geiss, R., Sablin, M.-P., Castel-Ajgal, Z., Cassier, P., ... & Le Tourneau, C. (2026). SHIVA02 trial: Using patients as their own controls to assess efficacy of therapies based on molecular profiling in patients with refractory cancer. Cancer Research Communications.
  • N-of-One Paradigması: Adashek, J. J., Subbiah, V., & Kurzrock, R. (2021). From Tissue-Agnostic to N-of-One Therapies: (R)Evolution of the Precision Paradigm. Trends in Cancer, 7(1), 15-28.